Varlık mâhiyet ayrımı bağlamında Molla Sadrâ’nın Sühreverdî eleştirisi

Basit öğe kaydını göster

dc.contributor.author Yiğit, Fevzi
dc.date.accessioned 2021-07-06T06:19:03Z
dc.date.available 2021-07-06T06:19:03Z
dc.date.issued 2020-12-30
dc.identifier.citation Yiğit, Fevzi. “Varlık Mâhiyet Ayrımı Bağlamında Molla Sadrâ’nın Sühreverdî Eleştirisi [Mullā Sadrā’s Criticism of Suhrawardī in Context of the Distinction Between Being and Quiddity]”. Amasya İlahiyat Dergisi-Amasya Theology Journal 15 (December 2020): 549-578. tr_TR
dc.identifier.uri https://dergipark.org.tr/tr/pub/amailad/issue/58025/796236
dc.identifier.uri https://dergipark.org.tr/tr/pub/amailad/issue/58025/796236
dc.identifier.uri http://hdl.handle.net/20.500.11787/3568
dc.description.abstract Bu makalede, Sühreverdî’nin Ḥikmetü’l-İşrâḳ kitabında mâhiyetin/özün asaleti düşüncesini ispatlamak için ortaya koyduğu kanıtlar, Kutbüddin-i Şîrâzî ve Şemsüddîn Şehrȗzî’nin yorumları da dikkate alınarak incelenmiş ve Molla Sadrâ’nın Ḥikmetü’l-İşrâḳ kitabına yazdığı talikât çerçevesinde dile getirdiği eleştiriler ele alınmaya çalışılmıştır. İbn Sînâ, Aristotelesçi varlık ve mahiyet ayrımını son sınırlarına kadar geliştirmiş ve bu ayrımı İslâm felsefesinin ana konuları arasına katmıştır. Sühreverdî, İbn Sînâ’ya yaptığı itirazlarla meseleyi birincil tartışmalı konular kategorisine çıkartmış; Molla Sadrâ ise Ḥikmetü’l-İşrâḳ kitabına yazdığı talikâtta Sühreverdî’nin bazı eleştirilerine cevap vermiş ve tartışmanın İbn Sînâ lehine dönmesinde etki sahibi olmuştur. Özellikle varlık ve mahiyetten hangisinin asalet sahibi olduğu fikri net bir şekilde Mîr Dâmâd ve öğrencisi Molla Sadrâ tarafından ortaya konmuş ve sonraki dönemlerde tartışma bu çizgide devam etmiştir. Sühreverdî ve şârihleri İşrâkî sistemi inşa ederken Meşşâî felsefeyi birçok açıdan eleştirmiştir. Bu eleştirilerin İslâm felsefesinin gelişmesinde çok önemli katkıları olduğu aşikârdır. Bunun yanında Sühreverdî, yeni bir sistem kurduğunu iddia etmiş olsa da İşrâkîliğin Meşşâî alt yapıyı kullandığı ortadadır. Örneğin Meşşâî felsefedeki varlık mahiyet tartışması İşrâkîlikte dikey ve yatay nûrlar öğretisine dönüşmüştür. Sühreverdî, varlık kavramı yerine nûr kavramını koymuş, varlık mahiyet ayrımının sadece zihinsel bir ayrım olduğunu kabul etmiş ve dış dünyada asaletin mahiyetlere ait olduğunu iddia etmiştir. Buna göre varlık kavramı, dış dünyada karşılığı olmayan zihinsel tümel kavramlardan birisidir. Ayrıca yine bu kavram, Meşşâîler tarafından cisimleri de içine alacak genişlikte kullanıldığına göre metafizik hakikatleri ortaya koyamayacak kadar gerçeklikten uzak bir kavramdır. Çünkü Tanrı, nûr ve melek gibi metafizik varlıklar cisimler gibi karanlık nesnelerle aynı payda altında toplanamazlar. Sühreverdî ve şârihleri, varlığın asaletinin kabul edilmesi durumunda vacip ve mümkün ayrımının anlamsızlaşacağını, mümkün mevcutların varlığından bahsetmenin aslında mevcudun tekrar hâsıl olması anlamına geleceğini ve teselsüle düşülmeksizin mümkünlerin mevcut olamayacağını ileri sürmüştür. Molla Sadrâ’nın Sühreverdî’ye yönelik eleştirilerinin İslâm felsefesine önemli katkıları olmuştur. Ona göre, “varlığın dış dünyada karşılığı olmayan zihinsel bir kavram olduğu” iddiası, varlığın hakikatini kavrayamamaktan kaynaklanır. Sühreverdî’nin varlık kavramının özel konumuna dikkat etmeksizin onu, dış dünyada karşılığı olmayan diğer tümel kavramlarla karıştırması, aslında aynı F. YİĞİT / Mullā Sadrā’s Criticism of Suhrawardī in Context of the Distinction Between Being and Quiddity | 553 Amasya Theology Journal, 15 (December 2020): 549-578 değerlendirmenin nûr kavramı için de yapılabileceğini görememesine neden olmuştur. Hâlbuki dış dünyayı var kılan varlığın, hakikati yönünden herhangi özel bir mahiyete sahip olmaması gerekir ki böylece bütün diğer mahiyetlere gerçeklik kazandırabilsin. Molla Sadrâ, varlığın asaletini kabul durumunda vacip mümkün varlık ayrımının ortadan kalkacağı iddiasının varlığın teşkîki yapısını anlayamamaktan kaynaklandığını ileri sürmüştür. Yani ona göre, varlığın nihai gerçeklik olması onun zuhur ve sudûrunun farklı seviye ve mertebelerde gerçekleşmesine engel değildir. İşte mümkün mevcutlar bu mertebeli varoluş seviyelerini ifade ederler. Bir mevcudun varlığı ne kadar güçlü, şiddetli, zengin, önce ve mükemmel ise onun imkân yönü yani mahiyeti de o miktarda azalır. Sadrâ’ya göre mahiyetler özdeşlikleri cihetinden varlık ve yoklukla nitelenemezler. Dış dünyadaki zuhurları yönünden ise mahiyetler, varlığa bağlı olarak ancak ortaya çıkabilirler. Bu anlamda mahiyetlerin kendilerine ait ontolojik bir statüsü yoktur. Bu kabul, varlığın tekrar tahsili ve teselsülün ortaya çıkma iddialarını geçersiz kılar. Sadrâ’ya göre, “varlığın asaletinin kabulü durumunda varlığın varlığı ve onun da başka bir varlığı gerektireceği yönündeki” iddia, varlığın kendisinin başka bir şeye ihtiyaç duymayacak biçimde kendi başına kâim olduğunu anlamamaktan neşet eder. Zihinde gerçekleşen teselsülün kesilmesi için ise herhangi bir noktada zihinsel itibarın sona erdirilmesi yeterlidir. Kısacası Sadrâ’ya göre tek bir varlık vardır ki o da varlığı kendinden ve zorunlu olandır. Mümkünler ise Zorunlu Varlık’ın zuhur ve sudûrunun bir sonucu olarak bağıl durum ve hallerden başka bir şey değildir. Şu hâlde varlık asıl, mahiyetler ise varlığa bağlı görece durumlardır. tr_TR
dc.description.abstract In this article, Suhrawardi’s evidences to prove the idea of essence nobility in his Ḥikmat al-Ishrāq was examined by taking into account the interpretations of Qutb al-Din al-Shīrāzī and Shams al-Din Shahrazūrī and Sadra’s criticisms on the book was presented. Avicenna developed the Aristotelian distinction of being and quiddity to its final limits and included this distinction among the main topics of Islamic philosophy. Suhrawardi, with his objections to Avicenna, took the issue into the category of primary controversial issues, on the other hand Mullā Ṣadrā responded to some criticisms of Suhrawardī in his talikāt that had an effect in turning the discussion in favor of Avicenna. Especially the problem of whether being or quiddity has the primacy was clearly put forward by Mīr Dāmād and his student Mullā Ṣadrā, and the discussion continued in this line. Suhrawardī and his commentators have criticized the Peripatetic (Mashshāʼī) philosophy in many ways, while forming the Ishrāqī system. It is obvious that these criticisms made a very important contribution to the development of Islamic philosophy. In addition, although Suhrawardī claimed to have established a new system, it is clear that the Ishrāqī community used the Peripatetic foundations. For example, the debate on being and quiddity in the Peripatetic philosophy has turned into the doctrine of the vertical and horizontal lights in Ishrāqī philosophy. Suhrawardī replaced the concept of being with the concept of light with accepting that the distinction between being and quiddity is only a mental distinction and claimed that the primacy in the external world belongs to the quiddity. Accordingly, the concept of being is one of the mental universal concepts that have no external reality. Furthermore, this concept is too far from having an external reality to reveal metaphysical truths, since it is widely used by the Peripatetic philosophers to include bodies. Because, metaphysical beings such as God, light and angel cannot be grouped under the same denominator with dark entities like bodies. Suhrawardī and his commentators argued that if the primacy of being is accepted, it would render the distinction between necessary being and contingent being meaningless while talking about the existence of contingent beings would actually mean an infinite regress of contingent beings. Mullā Ṣadrā's criticisms of Suhrawardī had significant contribution to Islamic philosophy. According to him, the claim of that “being is a mental concept that has no external reality” originates from the inability to grasp the truth of being. Because he confused it with other universal concepts that have no external reality, the reason is that he did not pay attention to the special position of the concept of being, that caused him not to see that the same assessment can be made for the concept of light. However, the being that creates the external world should not have any special quiddity in terms of its truth so that it can give reality to all other creatures. Mullā Ṣadrā claimed that the idea of distinction between necessary being and contingent being will disappear with the acceptance of being nobility that derived from the inability to understand the modulated structure of the being. In other words, according to him, existence of being as the ultimate reality does not prevent its appearance and emanation at different levels. So, the contingent beings express the level of existence in a hierarchy. If existence of a being has strength, intensity, wealth and perfection, its contingency decreases as much. According to Ṣadrā, quiddities cannot be characterized by existence and non-existence in terms of their identicalness. In terms of their appearance in the external world, the quiddities can only emerge depending on being. In this sense, the quiddities do not have an ontological status of their own. This acceptance would invalidate the claims regard to an infinite regress of regeneration of the contingent beings. According to Ṣadrā, the claim that "in case of accepting the aṣālat of being, being would require another being and it will require another one" originates from not understanding that the being itself self-exists and not in need of anything else to exist. In order to the infinite regress of being in the mind, it is sufficient to end the mental reputation at any point. In sum, according to Ṣadrā, there is only one being who’s its existence is in itself and necessary. The contingents are nothing but dependent states and results of the emanation from the Necessary Being. In this case, being is the primary, and the quiddities are states dependent on the being. tr_TR
dc.language.iso tur tr_TR
dc.publisher Amasya Üniversitesi ilahiyat fakültesi tr_TR
dc.relation.isversionof 10.18498/amailad.796236. tr_TR
dc.rights info:eu-repo/semantics/openAccess tr_TR
dc.subject İslam felsefesi tr_TR
dc.subject Molla Sadra tr_TR
dc.subject Sühreverdi tr_TR
dc.subject Varlık tr_TR
dc.subject Islamic philosophy tr_TR
dc.subject Suhrawardī tr_TR
dc.subject Mullā Sadrā tr_TR
dc.subject Being tr_TR
dc.subject Quiddity tr_TR
dc.subject Mahiyet tr_TR
dc.title Varlık mâhiyet ayrımı bağlamında Molla Sadrâ’nın Sühreverdî eleştirisi tr_TR
dc.title.alternative Mullā Sadrā’s criticism of Suhrawardī in context of the distinction between being and quiddity tr_TR
dc.type article tr_TR
dc.relation.journal Amasya İlahiyat Dergisi tr_TR
dc.contributor.department Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi/ilahiyat fakültesi/felsefe ve din bilimleri bölümü/islam felsefesi anabilim dalı tr_TR
dc.contributor.authorID 298527 tr_TR
dc.identifier.volume 15 tr_TR
dc.identifier.startpage 549 tr_TR
dc.identifier.endpage 578 tr_TR


Bu öğenin dosyaları

Bu öğe aşağıdaki koleksiyon(lar)da görünmektedir.

Basit öğe kaydını göster